Ana sayfa | Hakkımda | İletişim | Sosyal platform
Cehalet köşem
Yaşamak nedir? Gerçek midir?

Yaşamak? Zaman? Hedefler? Hayaller? Ve Neden?
En son soru hepsini kapsıyor. Neden yaşıyoruz? Neden bir zamanımız var? Neden hedefler için uğraşıyoruz? Neden hayallerimiz bizi tekrar eden serüvenin içerisine çekiyor? Bunların hepsi neden? Duygular, sevinmek, üzülmek, övülmek, övünmek, ithamlar, haklı olma arayışı, ezmek, ezilmek... Neden? Bu dünyadaki yaşam süremiz bütün bunlar için değil, olmamalı. Çünkü çok sıkıcı bir durum. Yaşam kaçınılmaz ise zaman kısıtlı ise bize biçilen gerçek yukarıdakiler mi sizce? Hayaller? Neden hayallerimiz bizden öncekilerin ya da gördüklerimizin yaşam standardına odaklı? Gerçek bu mu? Benim hayalim neden sorusunun cevabını öğrenmek. Bütün bunlar neden var?

Tek derdimizin bu olması gerekmiyor mu? Hadi ama kendinize dürüst olun, yaşamanın amacı yukarıda saydıklarım olamaz. Çünkü çok saçma. Yıllardır aynı iniş çıkışları yaşamak çok saçma, aynı hayalleri yaşamak çok şaçma. Her şeyden önce tekrar ediyor. Ne yani, yaşamamızın tek nedeni hayal kurmak mı? Herkesin yaşadığı duyguları tatmak mı? Her gün yaptıklarını tekrar etmek mi? Övgü beklemek mi? Bu kadar basit mi? Olmamalı. Farklı bir neden var. Çok farklı. İyilik-kötülük savaşı mı? İyilik ve kötülük varsa, yaratılmışsa bu iki kavramın kaderi birbiriyle savaşmaksa sonucun ne önemi var? Neden iyilik ve kötülük birbirlerine saygı duymak yerine haklı olma savaşına giriyorlar? İyilik haksa, hak neden kötülüğü yaratmış ki? Hak kötülüğü yaratmışsa kötülüğün ne suçu var? İyilik veya kötülükte olmak bir şans işi değil midir o zaman?

Yaşamak bu ikisinin arasındaki denge olabilir mi? Sadece iyilik varsa ya da sadece kötülük varsa yaşamanın amacı olur mu? Çünkü hüküm belli. Yaşamak bu denge arasında ise bu denge için bu iki varlığın olması gerekiyorsa, kötülüğe kötülük diyebilir miyiz? Bizim kötülük ve iyilik algımız nedir? Eğer bu iki denge arasında tartılıyorsak, bu ikilinin en uç noktalarında yaşamaya başlayan iki kişiden vaadedilenlere karşı iyiliğin şansı kötülükten fazla olmuyor mu? Kötülükte yaşamaya başlayanın suçu ne? Adalet nerede?

Dedik ya, sadece iyilik ya da kötülük bir mana içermez diye, peki sadece denge durumu bir mana içerir mi? Hayır. O zaman yaratanın bizim üzerimizdeki amacı ne? Bu dünyanın oluşması, yaşam denilen kavramın oluşması bundan ibaret mi yani? Tahterevallinin hareket etmesi mi, sağa ya da sola?

Neden? Benim hayalim bu "neden" sorusunun cevabı.

Farklı birşey, çok daha farklı birşey. Yaratanın isteği; kendinin, varlığının bilinmesi, anılması olarak geçiyor ideolojilerde. Tahterevalli herhangi bir konumda sabit kalsa bizim olmamızın bir anlamı olmaz. Yaratan kendini kandırmak istemiyor ki bu yüzden tahterevallinin hareket etmesi gerekiyor. Yani biz buna(harekete, bilinmezliğe) meslekte rastgele sayı(random) sayı oluşturmak diyoruz.

Peki bu hareketlilik yeterli mi? Değil elbette. Bu hareketliliği yaratan yine kendisi belirleyebilir. Yaratan bunuda istemiyor. O zaman daha gerçekçi bir anılma için bazı şeylerin serbest bırakılması gerekiyor. Hiçbir şey yaratandan habersiz olmaz ise geriye tek bir çare kalıyor. O da yaratanın kendinden bize biraz vermesi gerekiyor ki rastgele bir ortam(kaos) oluşsun. Eğer yaratan kendinden bize vermezse bizim için her türlü kaos ortamı düzendir.

Ben hep diyorum ya, insan beyni engellenmiş diye. İşte engelleme bu galiba, yaratanın kendinden bize biraz vermesi. Yaratanın kendinden bize biraz vermesi bilinmez bir kaos oluşturur. Yaratan bize verdiğinin sınırını biliyorsa olacağın en fazla olabilecek sonucunu bilir. O zaman anlık kararlarımız bize ait olmalı ki yu
karıda bahsettiğimiz anma, bilinme samimi olsun. O zaman şu sonuç çıkmıyor mu; bu samimiyetin oluşmasında iyilik ve kötülük başrol oyuncusu. Yaratana karşı gösterilen bu samimiyet iyiliğin içerisinden çıkıyor dersek, iyiliğin, kötülük olduğu için şükretmesi gerekmez mi? Çünkü kötülük olmazsa bu samimiyet olmaz. İyilik ve kötülük olmazsa olmaz ise vaadedilenlerin sadece iyiliği kapsaması adaletsizlik olmuyor mu? 


Peki yaratan kötü(korkunç, istenmeyen[insan tarafından]) vaatlerine kimleri seçecek? En büyük suç olarak aklıma tahterevalliyi durdurmaya çalışmak geliyor. İnsan bunu durdurabilir mi? Evet çünkü yaratan bize biraz kendinden verdi. Bu yüzden insan bu durdurma gücüne vasıf.

O zaman bizim bildiğimiz kötülük sandığımız kötülük olmuyor galiba. Şu sonuç çıkıyor. İnsanın insana yaptığı kötülük sadece bir sonuçtur. Asıl olan kötülük tahterevalliyi durdurmaya çalışmaktır. Çünkü korkunç vaadler kötüler için değil midir?

O zaman kötülüğün ne kadarı iyiliktir? Veya ne kadar iyilikten sonra kötülük başlar?

Bir diğer merakım; yaşam bu düşündüklerim ise yaratan kendisinin samimi bir şekilde anılmasını neden ister? 

Ve son olarak; yaratan bize kendinden biraz vermişse daha gerçekçi hayaller kurun, daha sizin olan hayaller. Daha keşfedilmemiş hayaller. Tekrar eden hayallerden sıkılmadınız mı?

Erkan ÇAVUŞ

19.09.2018

ELEKTRO ÇAVUŞ
Ana sayfa | Hakkımda | İletişim | Sosyal platform | Android market | Tişört market
ELEKTRO ÇAVUŞ2012 | elektrocavus.com