Ana sayfa | Hakkımda | İletişim | Sosyal platform
Cehalet köşem
Çerez niyetine atıştırmalık...

Yine bir akşam ve beni benden uzaklaştıran karanlık. Bu yazımın başlığını en son koyacağım. Ana fikrinin ne olacağı doğrultusunda önceden bir fikir edinemedim. Kulağımdaki rüzgar nereye savuracaksa oraya gideceğim.

İlk aklıma gelen şey duramamak. Beyin denilen lanet organ on üzeri eksi sonsuz saniye dahi durmuyor. Sürekli bir meşguliyet. Kafamı kaşıyorum düşüncelerime karşılık gelecek kelimeyi bulamayınca. En acısı bu zaten ya, her nükleer bomba içinizde patlıyor. Beyin denilen organ yetersiz çevre birimlerine sahip. Mesela ağız, dil. Düşünce hızınıza yetişemediği için(ağzınız) kilitlenip kalıyor.

Artık sıkılıyorum düşünmekten, ama elimde değil. Hiçbir zaman bana sormuyor omuzun üstündeki iktidar. Tamam diyorum, düşün, düşün hele, ne düşünüyorsun? Söylüyor bana ne düşündüğünü... Düşüncesinin yetersiz, boş ve gereksiz enerji israfı olduğunu yüzüne vurunca sinirleniyor aptal. Bana serzeniyor sonra.

Evet yazmak en iyi dostummuş demiştim. Öyle ya, dertleşiyorum dostum ile. İyikide başlamışım. Nereden aklıma geldiyse. Galiba 4 kişiden biri söyledi; ben, aklım, beynim, kalbim. Kim söylemiş olabilir acaba? Şuan bu yazılarımı kalbimle yazıyorum, diğer üçünün kafası basmaz bunlara. Muhtemelen yazmayıda kalbim söyledi. Düşüncelerini paylaşman lazım. Yoksa kemirecek seni. O gün bu gündür bayağı birşey yazdım. Tabi bunlar kaleme aldıklarım, bir o kadarının fazlasıda suyun altında var. Onlarıda tercüme edecek kelime bulabilirsem aktarmaya çalışacağım.

Bir şeyin sonunu saptamak çok kötü birşeymiş. Saptamaktan kastım net birşey söylemek değil, böbürlenmek olur o yoksa. Tespit etmek diyelim, değişimi görmek, nerede son bulacağını saptamak(tespit etmek).

Neden kötü biliyor musunuz? Artık sizi şaşırtan bir durum olmuyor. Kötü yanı bu olsa gerek, heyecan gidiyor hayatınızdan. İyi yanı olarak şimdiye kadar şunu gördüm; alehte tehlikeleri sezerek ona göre önlem almak. Sanırım bu yeteneğim çok küçük yaşlardan beridir gelişmekte. Aslında buna bir yetenek demek doğru olur mu bilmiyorum. Galiba bunun adı yaşayarak öğrenmek. Ama şu bir yetenek; ilk zarar görmedeki anahtar değişkenler beynimde otomatik olarak kayıt alıyor. Bu kayıtları saymadım, ama hepsi aktif birer radar gibi bekliyor. Bunu meslektaş arkadaşlarımıza daha iyi şu şekilde aktarabilirim sanırım; 100'lerce sensörü aynı anda kontrol etmek.

İlgili kayıtla alakalı herhangi bir kelime, cümle, ses, yüz kası tepkisi, diğer kas hareketleri vb. uyuşmaz ise ya da uyuşursa(duruma göre) direkt olarak önlem sinyali yolluyor beynim(bana). Bu durumda aklımın herhangi bir yetkisi yok ve kalbiminde. Daha önceleri onlarında fikirlerini alırdım, son kararda sözleri geçiyordu. Baktımki onlar işin ehli değil. Ve bunu bana çok net bir şekilde ispat ettiler. Ellerinden yetkiyi aldım. Şuan tek yetki beynimde. Çünkü beynim garanti veriyor. İstikrarlı pezevenk. :)

Akıl ve kalbin ayrı görevleri var. Onları ifşa etmeyeceğim. Çünkü yeni bir yapılandırmaya gittim ve yeni görevleri gizli kalmak zorunda. Bu onları da ehil oldukları işleri bulduğumu gösterir.

Bu yazımı ben'e sorarak yayınlayacağım. Düşünmeden hareket etmek hoşuma gitmiyor ama merakta heyecan veriyor. Üç gündür heyecanımı kaybetmiştim, şuan uzaklardan sesini duyar gibiyim.

Sorumluluğun getirdiği stresten olsa gerek, heyecanım kayboldu. Aslında birazda sorumsuzluğu merak etmiyorda değilim. Belkide o duvarı ufak ufak delme hareketleridir bunlar.

Erkan ÇAVUŞ
05.01.2019

ELEKTRO ÇAVUŞ
Ana sayfa | Hakkımda | İletişim | Sosyal platform | Android market | Tişört market
ELEKTRO ÇAVUŞ2012 | elektrocavus.com