Ana sayfa | Hakkımda | İletişim | Sosyal platform
Cehalet köşem
Yüce kişilik

Bu yazımda bu yüce kişilik hakkında, idolüm olan bu kişilik hakkında düşüncelerimi ortaya sermek istedi canım. Bu kişiler bence nadir insanlardır. Her yerde bulunmaz öyle. Şans işidir onlar ile tanışıp karşılaşmak, konuşmak, muhabbet etmek. Onların seviyesine çıkmak öyle her kişinin harcı değildir. Çünkü o seviyeye kadar çok şey aşmak gerekir. Barışmak gerekir, kendisiyle, hayat ile, herkes ile. Çoğu kişi korkar bu seviye çıkmak için uğraşmaktan. Çünkü onlara göre orası ütopyadır. Kendilerince gerçek hayat dedikleri yaşamlarında her daim içlerindeki sıkıntı ile boğuşmak onlar için gerçektir. Zaten bu yüzden yanılırlar.

Tamam, daha önceki yazılarımda defalarca bahsettim, insanlar bu dünyaya aynı koşul ve şartlarda gelmiyor diye. Kimisi o kişilik tipinden çok uzak bir aile yapısıyla yetişir. Kimisi daha şanslıdır bu konuda. Ama şanssız olan bizler, sahte ve yapmacıklıktan uzak durmaktan korkuyoruz. Kendi içimizde oluşturduğumuz o minik ütopyamızda tabiri caiz ise kavrulup gidiyoruz. Sahte bir ütopya. Ama başlığımızda paragrafta bahsettiğimiz kişiliğin bize göre ütopyası asıl olan gerçektir. Bunu yapabilir insanlar. Uğraşmalılar bunun için bence. Öyle kişiler ki bu gerçek ütopyada olan kişiler, o kadar saf ve temiz bir şekilde hayatın akışına bırakmışlardır ki kendilerini, onları hemen sezersiniz. Diğer insanlarca kaybedilen şeyler, onlar için sadece başlangıçtır. Öyle yas tutmazlar, geçmişin geçmişte kaldığının farkında olan bilinci açık insanlardır onlar. Aynı zamanda insanı insan yapan duyguların en güzel sahipleridir o yüce kişilikler.

Neden çekinir ki insan? Neden kendini ifade etmekten korkar? Zincirler içinde yaşamak, iç dünyasındaki o coşkuyu dışarı fırlatmamak acı vermiyor mu onlara? Bizlere? Sizlere? Neden zaaf olarak görürüz içimizdeki bizi biz yapan coşkunluğumuzu, benliğimizi. Elbette insan içinde bulunduğu toplum tarafından bu duruma sürükleniyor. Bunun etkisi yok sayılacak düzeyde değildir elbette. Neden çocukluğumuz, gençliğimiz zincir altına alınır toplum tarafından. Hatta bunun gençlik veya çocukluk ile sınırlamak doğru olmaz, her kesim için bu böyledir. Yaşını almış insanların içinde halen daha o coşkunun olduğunu biliyorum, görüyorum. Zamanında tatmin edilemeyen o güzel coşkular. Bunun için çok açık bir durum var zaten toplumumuzda, bu durumu kanıtlayan çok net bir şekilde, aileler, ailelerimiz oldu değil mi? Ve bu zincir geleceği de berbat ediyor maalesef. Açalım mı biraz?

Aileleriniz dedik bu tespit için. Ailedeki ebeveynler çocuklarını geçmişte yaşadıkları sıkıntılardan arıtmak için çocuklarına yön verirler tecrübeleriyle. Onların geleceklerini sağlam temeller üstüne inşa etmek isterler. Bu güzel. Her ailede olması gereken bir tutum. Ama bu tutum pek saf olmuyor maalesef. Çünkü bu tutumun arasına ebeveynin kendi hayalleri karışıyor çoğunlukla. Kendi, zamanında tatmin edemediği duygular için, içindeki o coşkuyu açığa çıkaramadığı için, açığa çıkartmalarına izin verilmediği, cesaret edemediği için çocuğunun geleceğini zincire vurduğunun farkında değiller. Veya farkındalar ama o coşku tatmin olması gerekiyor artık. Ve bunun için çocuklarının hayatının bir önemi yok düşüncesindeler. Çok derinlerde neden bu yatmasın ki? Bu insan sonuçta. Ve gördüğüm çoğu gencin, kişinin, büyüğün, bu durumdan dolayı hayatları zindan olmuş durumda. Mutsuz bir gelecek onları beklemekte. İçlerindeki coşkuyu dışarıya çıkaramadıkları her an, için-için yanmaktadırlar.

Bu durum eğitimden önceki en büyük problem bence. Bu hayatı aydan aya maaş almak, geçinmek vb. olarak görmek yaşamamaktır. Yanlış yolun tarifini vereyim mi sizlere; akşam yattığınızda, sabah kalma heyecanı yaşamıyorsanız, siz yanlış yoldasınız demektir. Mutsuz, zincirler içinde, duyuları kapalı, kalbi durmuş bir makinesiniz.

Bütün bu anlatılanların(olmaması gerekenler) dışındaki yüce kişilikti konumuz. Hayatı içinden geldiği gibi yaşayan, yaşayabilen yüce kişilik. Her daim mutlu, bardağın her tarafından bakabilen, içindeki coşkunun dışına yansıdığı kişilik olmamız dileğiyle bu yazımı da burada noktalıyorum.          

19.05.2018

Erkan ÇAVUŞ      

ELEKTRO ÇAVUŞ
Ana sayfa | Hakkımda | İletişim | Sosyal platform
ELEKTRO ÇAVUŞ2012 | elektrocavus.com